2012'nin ilk yedi ayında piyasalarda korkulan olmadı. Geçen yıl ağustos ayında hız kazanan para çıkışlarıyla İMKB'de endeks 70 bin puan seviyelerinden 48 bin puana kadar oldukça sert bir düşüş gerçekleştirmişti.
ABD Doları ise Türk Lirası karşısında o dönem hızlı bir yükseliş kaydederek 1,90 TL seviyelerini görmüştü. Endeks dolar bazında 51 bin 150 puan seviyesinden yüzde 50 civarında net bir kayıpla 27 bin seviyelerinin altına gelmişti. 2011 Kasım ayından sonra yabancı yatırımcılar Avrupa krizinin derinleştiği sırada ilginç biçimde İMKB'ye ve tahvil piyasalarına ilgi gösterdiler. İMKB'de hemen her ay düzenli bir şekilde net alıcı pozisyonuna geçen yabancı yatırımcılar seçici olsalar da (bir başka deyişle borsanın çok az bir bölümünü oluşturan hisselerde etkinlik gösterseler de) endeksi yukarıda tutmayı başardılar.
Yabancı yatırımcılar, 385 şirketin işlem gördüğü İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) 20 kadar hissede yoğunlaşmalarına rağmen endeks üzerinde oldukça etkili oldular. Kim ne derse desin İMKB'nin gelişimine baktığımızda gerek kazandırma potansiyeli bakımından gerekse derinlik açısından ilk 30 ya da ilk 50 hissenin önemli bir oranda yatırımcısına kazanç getirdiği, diğer bölümdeki hisselerde ise yine sektörel açıdan sağlam ve elit hisseler uzun vadeli tutulduğunda yatırımcılarını üzmediler. Ancak büyük çoğunluğa baktığımızda, zaman zaman sert yükselişler kaydetmelerine rağmen asla istikrarlı bir seyir izlemedikleri ya da borsa kültürüne sahip olmayan sahipleri tarafından bir nakit elde etme alanı olarak görüldüler.

Sonuç olarak uzun vadede yatırımcıların Borsa'da ciddi bir kazanç elde etmeleri her zaman mümkün. Bunun şartı Blue chip (sağlam ve büyük) hisselere uygun zamanda girerek uygun zamanı beklemek. Şu an için bu hisselerde yatırım yaparak uzun vadede büyük paralar kazanılabilir mi? sorusuna ise oldukça zor şeklinde cevap verebilirim. Ama günümüzde kurumsal ve büyük hedefleri ve vizyonu olan bazı şirketlerin kârlı alanda yatırımlara odaklandıkları ancak yüksek kârlara daha uzun vadede ulaşacakları ve zaman zaman yatırımcıların sabrını zorlayacakları da bir gerçek.
Borsalarda en kolay ve yüksek getiri zamanları genelde çok hızlı bir şekilde sebepsiz bir şokla yaşanan kayıpların ardından yapılan alımlar oldu. En son örneği 2008-2009 yıllarında ABD borsalarında gördük. Bu dönemde yaşanan büyük çöküşte kelepir hale gelen hisse fiyatları iki yıl içinde 4-5 kat seviyelerine ulaştılar.
İMKB endeksinin rekor seviyeye ulaştığı 2010 yılı sonundan itibaren dolar bazında ciddi kayıplara uğrasa da lira bazında halen çok ucuz olmadığı, fiyatların genelde yukarı gitmekte zorlandığı gibi aşağı baskıya maruz kaldığı görülüyor. Açıkçası borsa yükseliyor gözüküyor ama yerli yatırımcıların ağırlıkta olduğu hisselere henüz etkisi yok. Bu nedenle 2012 yılı ilk üç ayı hariç oldukça sakin ve seçici bir hareketle biraz da yorgun bir biçimde hareket ediyor. Yatırım yapılacak hisse sayısı ise beklentiler göz önüne alındığında oldukça az.
Son görünümüne baktığımızda ise Suriye'deki gelişmelerin Türkiye'ye olan etkisinin biraz daha artabileceği kuşkularına rağmen yabancı yatırımcı bunu görmezden geliyor. Endeks 64 bin puandan hem de yabancı borsaların düştüğü cuma günü yine yukarı tepki verdi. Piyasalar önümüzdeki haftanın ilk günü açıklanacak ve aşağı yönlü beklenen cari açık verisini ve sonrasında hafta içinde Merkez Bankası'nın kararını bekleyecek. Cari açığın düşüş eğiliminde olmasına karşılık son aylarda enerji başta olmak üzere yükselişe geçen emtia fiyatlarının önümüzdeki aylarda sorun olabileceğini düşünüyorum.
Petrol ve altını, yükselen gıda fiyatları tetikliyor
2012 yılı piyasalar açısından geçmiş yıllara oranla daha yatay ve sakin geçiyor. Altın fiyatları için önceki yıllarda kimsenin tahmin bile edemediği 1900 dolar zirvesi görülmüşken şu an 1620 dolar seviyesinde ve dar marjlar içinde hareket edilmesine rağmen kimse 2000-2500 doları görecek diyemiyor.

Daha doğrusu yabancı yatırım bankaları önceki yıllarda bu seviyeleri telaffuz ettiler ancak şu an böylesi bir tahminde bulunmaktan kaçınıyorlar. Ons 1550-1630 dolar sınırları içinde aylardır sıkışmış durumda. Fizikî talep sınırlanmış, fiyatların daha düşmesi stratejisini ya da yeni parasal genişleme sinyalini beklemekte. Şu anki koşullarda fiyatların yükselişi küresel kuraklık sebebiyle artmaya başlayan gıda ağırlıklı emtia fiyatlarını gözlemleyen bir hava hakim. Aynı şekilde önceki aylarda hepimizi umutlandıran petrolde fiyatların 88 dolara kadar gerilemesinin ardından, onun da emtia fiyatlarından olumsuz etkilendiği görülüyor.
Cuma günü itibarıyla fiyatlar 113 doları aştı bile. Gerek altın gerekse petrol fiyatlarında yön şimdilik yukarı gösterse de AB ikinci çeyrek büyüme beklentileri ve küresel anlamda ekonomilerin hâlâ kendini toparlayamayacak kadar yorgun düşmeleri fiyatlardaki yükselişin geçici olduğuna işaret ediyor. Altın ons fiyatı 1630-1642 seviyelerine kadar yükselse de daha fazla bir artış şimdilik zor. 1642 doları aşması durumunda ise elbette 1700 dolarlar görülecektir. Ancak öncelikle 1629-1630 dolardan geri gelme olasılığı oldukça yüksek. Petrolde ise 113 dolar oldukça kritik seviye. Bu noktanın aşılması zor ama kırılırsa hızlı bir şekilde 120 dolara kadar tırmanabilir. Geri çekilmelerde 109 dolar görülebilir.
Selim Işıklar/Zaman